13 Haziran 2011 Pazartesi

Bir bilmecem var çocuklar...

       İnsanın NEDEN-SONUÇ ilişkisini  SONUÇ-NEDEN ilişkisinden ayırması çok önemlidir. Önemli olmasının sebebi başınıza gelen olayların sorumlusunu veya sebebini bulmaktır. Bunun yanında kavram karmaşasının içinden çıkmayı da sağlar. Neyden bahsettiğimi anlamadınız değil mi.? Biraz daha açayım o zaman. Bu konuda aklıma gelen ilk örnek Candan Erçetin in geçen yaz popüler olan 'Bahar' adlı şarkısından bir alıntı: ''Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum. Yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar.'' Şimdi aklıma gelen başka bir örnek daha var: ''Sevildiğimiz için mi çok iyiyiz. Yoksa iyi olduğumuz için mi seviliyoruz.'' Yeterince kavramışsınızdır umarım konuyu. :)

      Bu tip sorularla sık sık uğraşmak zorunda kalıyorum. Tabi mecburiyetten değil, ben soruyorum bu soruları kendime. Çünkü cevapları çok önemlidir bu soruların. Aklıma takılan o kadar çok 'A yüzünden mi B oldu yoksa B olduğu için mi A ortaya çıktı' gibi ikilemler var ki. doğru cevabı verip hayatımı düzene sokmaya başlayamıyorum. Hangisini değiştirmeli, hangisini suçlamalı, hangisini yok saymalı karar veremiyorum. Karar veremediğim için sürekli yerimde sayıyorum. Bu soruya doğru cevap verebilenlerin  yoluna devam edebildiklerini farkettim. Sonuçla uğraşmak yerine nedenle uğraşıyorlar ve o hallolduğunda sonuçta ortadan kalkıyor. Tabi hemen sevinmeyin nedeni bulursak sonucu da düzeltiriz diye. Her ne kadar çoğunlukla işe yarasa da Evanessence' nin My İmmortal adlı şarkısında da dediği gibi ''This pain is just too real. There's just too much that time can not erase'' Bazı olayların geri dönüşü daha doğrusu telafisi mümkün olmaz. O zaman ne yapacaksın? Ya yokmuş gibi yapacaksın-yapabildiğin kadar- ya da kabulleneceksin. Aslında ikisi de iyi bir yol değil ama çoğunlukla alternatif bir 'c' şıkkı yoktur.

     Peki bu durumda yerimizde sayarak hayatı kendimize zindan mı etmeliyiz tabi ki hayır. Başınıza ne gelirse gelsin hayatınızı yaşamaktan asla vazgeçmeyin. Hatta daha iyi yaşayın ki elinizde teselli bulabileceğiniz bir parça olsun. Farkında olmazsınız ama yaşadıklarınız size olumlu bir çok özellik, yenilikte getirmiş olabilir. Düşünürseniz mutlaka bulursunuz.

      Bu nokta çok garip işte. Yazıma başlarken asıl değinmek istediğim de tam olarak burada başlıyor. Yaşanılan acılar, üzüntüler, olaylar size başkalarında olmayan sizi siz yapan bir çok güzellikte getiriyor. Belki bunlar vazgeçemeyeceğiniz, sizde olduğu için kendinizle gurur duyduğunuz, bu olmazsa benim diğer insanlardan bir farkım kalmaz dediğiniz özellikleriniz. Eeee şimdi ben karşılaştığım kötü zamanlar için üzülmeli miyim yoksa onlardan şimdiki ben doğduğu için ona sevinmeli miyim. Yok mu ya bunun bir orta noktası. Ne yapmalı böyle bir durumda. Bu ikilemi yaşarken, A mı Bye sebep oldu B mi A ya sorusunun cevabı da iyice kafa karıştırıyor. Ben istiyorum ki hem cevabı bulayım hem de sorunu çözdüğümde yine ben, ben olarak kalayım. Mümkün mü acaba böyle bir şey. Ben bunları düşünürken beyin hücrelerim nasıl da enerji harcıyordur ne diyo bu yaa diye. :) Acaba bir gün aradığım cevapları bulabilecek miyim.? Bulsam harekete geçecek miyim.? Bunlar da konunun dip not kısmındaki soru işaretleri.

       Benim size sormak istediğimse tüm bu sorular sizce cevabını duymaya değer mi? Kabullenmeli mi yok mu saymalı. Ya da hiç kurcalanmamalı mı. İnsanın ''amaaaan neyse ne olmuş bitmiş boşveeeeer bundan sonra olacaklara bak'' diyesi geliyor ama işte öyle olmuyor.


:DDDDDD

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder