Farkettim de bu sene geleneksel olarak girdiğim bahar depresyonunu yaşamadım. Hani tek başıma dolaştığım, mesajlara cevap vermediğim, hatta bazen sebepsiz ağladığım anlar vardı ya, işte o anları bu yıl yaşamadım. Bunun iki sebebi olabilir ya bu duruma alıştım artık önemsemiyorum ya da içime attım bu seferkini. Düşününce hangisinin neden olduğunu bulamadım. Acaba hangisi daha kötü; bu duruma alışmak mı yoksa duyguları bastırmak mı?
İnsanın, bir şeylerin ters gittiğini bilip, onu düzeltmek zorunda kalması da o şeyi görmezden gelmesi de son derece zor. Ne yapmak gerekir böyle bir durumda? Ben bilmiyorum yıllardır da bulamadım. Kimisi hatta çoğu kişi ''zamana bırak'' der. Eee zamana bırakmakla olmuyor ki. Zaman, kardan adam yapmak için yuvarladığımız iri kar kütlesi gibi biriktiriyor yonuna çıkan ne varsa. Sonra o kütleden çamur ve taş parçalarını ayıklamak gerekiyor ve bu çok daha zahmetli oluyor bence. Kimisi işin kolayına kaçıp o kardan adam olacak kütlenin kirli üstünü temiz karlarla örtüyor. İnsanlar görmese de kalıyor o taşlar, kardan adamın içinde. Kendi ağırlığı yetmiyormuş gibi bir de taşların yükünü taşımak zorunda kalıyor. İşin kolayına kaçan kişiyi suçlamakta doğru değil. Bazen insan işin kolayına kaçıyor -kaçmak zorunda kalıyor- ve böyle atlatmaya çalışıyor. Toplum her zaman sana taşları ayıklamak için fırsat vermez. İnsanların gözü önünde ayıklayamazsın o taşları, ayıklatmazlar veya ayıklasan bile seni affetmez, içlerine almazlar.
En vahşi hayvan gerçekten insandır. En büyük vahşeti de kendi türüne sergiler. Bu senaryoda en büyük suçlu kim biliyor musunuz. Kardan adam yapmak isteyen kişinin önüne ''farkında olmasa da'' taş koyan insanlar. Kartopunu yuvarlayanın hiçbir suçu yok çünkü önündeki taşların neye sebep olacağından kesinlikle haberi yok. Taş koyanlar için farkında olmasa da ifadesini kullandım. Çünkü onlar da koydukları taşların neye sebep olacağını bilmiyorlar ama suç yine de onlarda. İsteyerek yapmamışta olsalar ortada bir suç var. Suçun cezasını verebilecek bir ortam yok. Bu yüzden cezasını çekmekte sanığa değil mağdura düşüyor.
Yazının ilk paragrafıyla sonrakiler ne kadar alakasız olmuş (!) yazmak istediğim konudan uzaklaşmışım. Bilinçaltım buna sebep olmuş olmalı. ''Ne yapacaksın onu yazıp, kendini bana bırak ki tuttuklarımı bırakayım'' diye düşünmüş olmalı.
Ne kadar "ben" gordum bu yazida bilemiyorum. :)) Yengec burcunda degilsin degil mi? Cok garip hissettim yazini okurken. Bu arada bana biraktigin yorumdan ulastim, hayirli olsun blogun. (:
YanıtlaSilTeşekkür ederim, bu arada blog sahibi olma fikrini senden aldım. :) Balık burcuyum yükselenim de yengeç bu yüzden yazım tarzım burçsal olarak yakın geldi galiba .
YanıtlaSilOuv bilmeden bir amaca hizmet etmisim, ne mutlu bana. (:
YanıtlaSilSimdi anlasildi nasil baglanti kurdugum ben ve yazilarinla alakali olarak. Yengec burcundan cok sey almissin bana kalirsa. ehehe (: